Beraber müzik yapmanın hazzı...

Sadece brokoli ve kimyonla dünyanın en lezzetli tatlısını yapabilecek kadar becerikli biri Volkan Hürsever. Bunu da mutfaktaki marifetini bildiğimden değil, müzikteki gün gibi ortada yeteneği üstünden tahmin yürüterek söylüyorum pek tabii. Öyle olmasa Time dergisinin "Charles Mingus´tan bu yana yetişen en umut verici, çok yönlü caz basçısı" olarak gösterdiği Christian McBride´ın yerine 20 dakikalık soundcheck hazırlığıyla çalamazdı herhalde. Hani 2002´de Açıkhava´daki 'Charlie Parker´ı Anma Konseri´nde Roy Haynes, Kenny Garrett, Nicholas Payton, Dave Kikovski ve bir adet hiperaktif martı ile beraber sahneye çıkmıştı ya, ondan söz ediyorum. Geçmiş gün, Volkan´ın o konserdeki performansını anlatacak değilim. Ancak kadim dostları Burçin Büke (piyano) ve Volkan Öktem (davul) ile 25 Şubat´ta Salon´da vereceği konser öncesi kendisini bu köşede ağırlamamak zannediyorum ayıp olurdu. Hazır, aynı üçlünün kaydettiği 'Hediye' albümü de yakın zamanda yayınlanmışken. Kaldı ki Volkan Hürsever konulu haberler bunlarla bitmiyor. Kendisi bir süredir İncesaz ekibiyle birlikte, eğitimini aldığı klasik müzik ve caz dışında kalan bir türde tadına doyulmaz yorumlar ortaya koyuyor. Şaşılacak şey değil tabii, ne de olsa Volkan Hürsever bir süredir Haliç Üniversitesi Türk Musikisi Bölümü´nde Mutlu Torun´dan tambur dersleri alıp bu bölümde yüksek lisans yapıyor. Dolayısıyla İncesaz´ı 23 Şubat´ta Oyun Atöylesi´nde, 26 Şubat´ta Yunus Emre Kültür Merkezi´nde, 7 Mart´ta CRR´de izlerseniz, Türk müziği işine de el atmış kontrbasçının ne kadar sahici bir müzik adamı olduğunu yakından görürsünüz.

Şimdi gelelim A.K. Müzik etiketli 'Hediye´ye ve albümün Salon´daki tanıtım konserine... Bir kere her şeyden önce bu albümün ortaya çıkmasında Volkan Hürsever-Burçin Büke-Volkan Öktem üçlüsünün köklü arkadaşlığının rolü var. Volkan Hürsever´in Yeniköy´deki stüdyosunda aslında bir klasik piyanist olan Burçin Büke ile sürdürdüğü müzik dinleme ve "çalma" seanslarına zaman içinde Volkan Öktem´in de katılmasıyla üçlü 'Hediye'yi paketlemeye başlamış. Beraber ve güzel müzik yapmanın hazzı dışında bir arayışları da olmadığı için, herkesin birbirine eşlik ettiği ve melodiyi öne çıkaran bir albüm olmuş bu. Zaten albümde üçünün de besteleri, doğaçlamaları, soloları var.

Açılışı yapan 'Foça Tangosu'nu Burçin Büke, Foça sabahlarında rastladığı balıkçılardan esinlenerek yapmış. İki yıl önce kaybettiği babası için 'Gözyaşı' isimli parçayı yazan piyanistin albümdeki diğer parçası ise 'Doğa'. Türkiye´nin Manu Katche´si olarak tabir ettiğim Volkan Öktem ise 'Hediye' için 'Mazi' isimli parçayı bestelerken, gönül adamımız Volkan Hürsever ise kayda ismini veren parçayı küçük kızı Mine için yazmış. Yeğeninin payına ise 'Bora' isimli parçayı yazan kontrbasçı ekip arkadaşlarıyla ortak olarak da kapanış parçası No.51'i bestelemiş. Hiçbir şey sebepsiz değil ne de olsa, 'Hediye'yi kaydettikleri stüdyonun kapı numarası 51.

Sekiz parçadan oluşan albümün caz standardı hanesinde ise anlı şanlı 'Autumn Leaves'i görüyoruz ki tam bir nazar boncuğu parıltısında çalmışlar.

Ne sadece caz, ne de kıyısından köşesinden klasik müziğe yüzünü dönmüş 'Hediye'nin geliri Sualtı Araştırmaları Derneği´ne bağışlanıyor. Çünkü kontrbasçı, tamburi Volkan Hürsever kartvizitini bir yandan doğa, sualtı ve fotoğraf tutkularıyla dolduruyor. Hatta albümün havuzda sualtında çekilmiş ön-arka kapak fotoğrafı bile tahmin edileceği üzere, kendisine ait. Hürsever tabii bu kadarla yetinmiyor, www.momentsfromtheearth.com adlı sitesinde gezi notlarını ve fotoğraflarını paylaşıyor.

Cazın zannedildiği gibi bir öcü olmadığını dinleyicisi olana ve olmayana göstermeyi, iddiasızca misyon edinmiş 'Hediye'yi 25 Şubat akşamı saat 21.00´den itibaren Deniz Palas´taki Salon´da canlı canlı dinleyebilirsiniz. Bu arada brokolili ve kimyonlu tatlıyı ise Volkan Hürsever´in elinden olsa bile yiyecebileceğimi zannetmiyorum.

Eray Aytimur, 21.02.2010

www.radikal.com