"Brown'dan Hürsever'e 'destek' !..."

Önceki akşam Açıkhava'daki 'Charlie Parker'ı Anma Gecesi'ne gelenleri büyük bir sürpriz bekliyordu. Konserden hemen önce, grubun basçısı Christian McBride'ın ustası Ray Brown'ın cenazesine katılmak üzere gittiği, onun yerine grupla sahneye Volkan Hürsever'in çıkacağı anons edildi. Zaten McBride da grupta John Patitucci'nin yerini almıştı. Bu sürprizden bir önceki gün saat 16.00'da haberdar olan Volkan, neyse ki sakin yaradılışta bir çocuk. Paniğe kapılmamış, durumu çelebice kabullenmiş. Gerçi sahnede, hele başlangıçta hayli heyecanlı görünüyordu ama, bu sınavdan alnının akıyla çıktı. Sahne arkasında ise Türk caz aşiretinin orada mevcut bütün üyeleri, ağzı kulaklarına varmış Volkan'ı kutluyordu. Kerem Görsev'in eşi Pınar'a bakılırsa, Kerem Volkan'dan da çok heyecanlanmış. Kerem ise, gülerek, "Şimdi bize yeni basçı lazım" diyordu. Kendisine, McBride adlı yetenekli bir çocuk olduğunu hatırlattım. Aslında bu değişiklik, böceğinizin çanına da, tabir caizse, ot tıkadı. Bir gün önce köşemde Ray Brown'ı anmış, işi de o akşam çalacak Christian McBride'a bağlamıştım. Anonsu duyunca, olacak bir şeyi olmuş gibi yazıp ilahların hışmına uğrayan gazetecilere ilişkin şehir efsaneleri beynime üşüştü. Vaktiyle gazeteci olan Ruth Rendell, örneğin , gazete baskıya yetişsin diye o akşam önemli bir yemekte konuşma yapacak önemli bir adamın konuşmasını özetlemiş; sonra da adam ölmüş, yemek yenmemiş, konuşma yapılmamış, Ruth da utancından gazeteciliği bırakmış. İyi olmuş tabii, bizim için ürpertici polisiyeler yazdı ama, bende pek böyle bir kabiliyet yoktur. Acaba hiçbir şey olmamış gibi köşe yazarlığına devam mı etsem? Neyse ki, benim için bahtsız bir olaydan ibaret bu değişiklik, Volkan için başarılı bir açılım oldu. Grup da Volkan'ı çok sevmiş. Volkan grupla birlikte İtalya'da Venedik Caz Festivali'nde çalacak. Ondan sonra Christian McBride ekibe kaldığı yerden katılacak. Hürsever ise Türkiye'ye geri dönüp 19 Temmuz'da yine İstanbul Caz Festivali kapsamında Kerem Görsev Üçlüsü'nün 'Existence' projesi konserinde çalacak.

Birinci sınıf bir caz gecesiydi. Bu vesileyle hem Parker'ı, hem de Brown'ı andık. Ama sanıyorum Charlie'nin kendisi de oradaydı. Bütün Açıkhava tecrübem içinde dün ilk defa sahneye çok yaklaşan bir martı gördüm. Sahnenin hemen arkasından belirdi, alçalıp üstümüzden uçarak verev bir hat çizip basın kapısına doğru uzaklaştı. Konserden sonra Hülya Tunçağ, "O Bird'ün ruhuydu" dedi. Charlie'nin karısı Chen'le oturup ondan söz ederlerken (Chen, Hülya'nın iyi arkadaşıydı), her seferinde camın önüne bir kuş konarmış, Chen de ona, "Hi, Charlie!" dermiş. Bird bu sefer martı olmayı seçmişti. Eminim ki konserden o da hoşnut kalmıştır.

Sevin Okyay , 10 Temmuz 2002

www.radikal.com